Gelişen ve değişen dünya düzeninde her geçen gün farklı olgularla karşılaşabiliyoruz. Örneğin teknoloji. Bu düzenin değişmesinde en büyük faktör, şüphesiz budur denilebilir. Pek tabi gelişim ve teknolojiden ayrı düşünülemeyecek bir başka unsur da internettir. Genç Birey ve İnternet

Giriş: Genç Birey ve İnternet

Reelde farklı, sanalda çok daha farklı yüzlerini tanıdığımız insanların maskesi hâline gelen internet bizleri sınırsızlığın göz alıcı dünyasına götürebiliyor. Bu bağlamda hüviyetin gizliliğinin getirdiği özgürlüğün ardına sığınılarak bambaşka bir dünya düzeni ve değer yargıları ortaya çıktığını da söyleyebiliriz. İnsanlar günlük hayatta asla yapmadıklarını sanal mecrada çok daha rahat aktarabiliyorlar. Bunun elbette iyi yanlarından fazla kötü yanları da ortaya çıkabiliyor.

Bununla beraber asıl bağlı kalınması gereken kuralların hiçe sayıldığını ve aslında bir hiç’i tükettiklerini görebiliyoruz.

Kullanıcıların büyük bir kısmının gençler olduğuna ve bu gençlerin interneti adeta bir ihtiyaç gibi kullanmasına şahit olmaktayız. Tabi bağımlılık derecesinde kullanımının sağlıksız olduğu aşikârdır. Ancak teknoloji ile doğan, internetle büyüyen ve tüketim çağına gözünü açmış bu bireylerden, önceki kuşakların fertleri gibi davranılması beklenilemez. Yenilenen, değişen ve her an her şeyin olabileceğini kabullenen bir dünya görüşüne sahip bu gençler, aslında birer kimlik arayışındadırlar. Ki teknoloji ve gizlilik politikaları bunları sunması açısından bulunmaz bir fırsat haline dönüşüyor.

Peki Hiç Şu Soruyu Sordunuz mu ?

Böylesine tüketilmesi eleştirilen İnternet, bu tablodaki hangi eksik parçanın yerini dolduruyor ? İnsanlar neden İnterneti güvenli bir liman gibi görüyor ve o ortamda; olmayı hayal ettiği karaktere bürünüyor ?

İşte bunun pek çok yanıtını bulabilirsiniz. İlgisizlik, travmalardan kaçış, güven eksikliği, eğlence arayışı, asosyallik vb. İnternetin; bireylerde karakter üzerinde doğrudan etki bırakan bu gibi unsurlardan arınma mabedi gibi göründüğünü düşünüyorum. Bir nevi kaçış ve yeni bir hayat arayışı da denebilir. Temelde bunun nedenine bakıldığında kendi hayatının bu zevki vermediğini ve daha iyi bir dünya sunan bu var olmayan gerçekliğe çekildiğini görüyoruz.

Genç Birey ve İnternet
Genç Birey ve İnternet

İnternet Ağı;

Birçok bilgiye anında erişim, hayatı önemli ölçüde etkileyen kolaylıklar sunması ve aynı düşüncelere sahip kişilerin bu ortamda bir araya gelmesini sağlaması açısından oldukça faydalıdır. Tabi bu iyi yönlerini yanı sıra kötü yanlarını da es geçmemek gerek. Özellikle Z kuşağı olarak nitelendirilen yeni nesil gençler, teknoloji, gelişim ve ilerlemenin en yoğun olduğu döneme gözlerini açtıklarından, önceki nesillere kıyasla çok daha farklı bir dünya düzenine merhaba dediler. Bu bilgi akışının ve kolaylığın elbette ki birçok kötü yönüyle de tanışmış oldular. Örneğin; aile baskısı yaşayan gençler, ergenliğin getirisi olan duygu dalgalanmalarıyla beraber, kıyaslamalar, çevre koşulları gibi bir hayli psikolojiyi etkileyen faktörlerden kaçış yolu olarak internete başvurmakta. Bunların yanı sıra sesini duyuramayan, toplumda geri plana itilmiş bireyler de kendine internet ağı üzerinde bir yer bulabiliyor ve geniş kitlelere kendini kanıtlama çabasına girebiliyor.

Kolaylığa ve hazıra bu denli alışmış bireylerde elbette ki daha fazlasını isteme eğilimi de yüksek olacaktır. Bunca seçenek olması bireyleri; kararsızlığa, hepsini isteme eğilimine, bundan doğabilecek hırs ve bencilliğe de sürükleyecektir. Her bir seçeneği, olguyu tek tek tüketip, farklı alternatifler arayışına girmekle süreklilik kazanacaktır. Ve tabi sıkılma yüzdesi de elbette bununla orantılı şekilde ilerleyecektir. Sosyal faaliyetlerden ziyade sanal ortamın albenisine kapılan gençler de, elbette her şeyi tüketmenin sonucunda boşluğa düşecek ve buna ‘depresyon’ adını vereceklerdir. Hatta birçoğu dış dünyanın güzelliklerini göremediğinden yaşamına dahi son verebiliyor. Çünkü yaşadıkları bu hayattan sıkılmışlardır.

Belki de bunun önüne geçmek için tek seçenek internetten olabildiğince uzaklaşmak ya da çok daha az zaman ayırmaktır. Kimlik oluşumunu tamamlamamış gençleri, bünyesinde olumsuz öğeleri de barındıran bu soyut dünyadan uzaklaştırmak ve biraz da olsun yaşamın güzel yanlarıyla tanıştırmak zannımca çok daha güzel olur. Aradıkları o yeni hayatı bulabilmek için başını telefondan kaldırmaları yeterli olacaktır.

YAZAR: Aleyna Bulut

Author

2017 yılından itibaren makale yazarlığı ve web site yöneticiliği yapan sıradan bir insanım.

Write A Comment